|
ÖZLEM SAĞIRBAŞ - 3 ŞUBAT
2000
2000'e girdiğimiz ,yeni bir çağın eşiğinde olduğumuz
günümüzde hala izlerini silmeye uğraştığımız bir darbeden arta kalaninsan
hakları, özgürlükleri gibi temel kavramlardan yoksun, demokratiklikten
uzak , cunta rejiminin baskılarının ürünü böyle bir anayasanın değişmesine
çağrı olarak başlattığınız bu haklı ve aydın hareketi canı gönülden
destekliyorum. Bu anayasa Türkiye'nin tarihinde çok şeyi değiştirdi
ama ne kadarı olumlu değişikliklerdi .....Bu anayasadaki çarpıklığın
yükünü birçok masum insan omuzladı ,acı çekti, hayatlarını kaybetti.Sadece
daha hür daha özgür bir yaşam istediği için... Ben ülkem için; daha
özgürlükçü, insancıl, toplum adına örgütlenmiş, toplum için varolan
bir devlet kurumu anlayışıyla yola çıkmış bir anayasa özlemi içindeyim.
Toplumun tüm üyelerini ve devletin tüm idari birimlerini yargı önünde
eşit kılacak çağın gereklerine ve toplum vicdanınauygun ,bilimsel
ve tarafsız bir anayasa....
HİKMET AKTAS(YÜZBAŞIOĞLU) - 4
ŞUBAT 2000
Artık bu ülkede gercekten vatanını ve diğer insanları düşünen yöneticiler
istiyoruz.İstendiği anda yasalarla şekil verilmesin bu yasa sade
vatandaş olarak beni yargılıyorsa milletvekillerini ve Cumhurbaskanını
bile yargılamalı ki ben o zaman yasalara güveneyim. USA 'da Devlet
baskani ev alırken parasının kaynağı soruluyorsa neden bizim ülkemizde
sorulamıyor? Vatandaş çalışıyor çabalıyor vergisini veriyor fakat,
yönetenler ve onların kayırdığı insanlar ülkenin kaynaklarını talan
ediyor, lüks icinde yaşıyor, ülke zor duruma düşünce yine vatandaşa
dönülüyor. En son örnek yapılan elektrik kesintisi vatandaşın gerçek
ihtiyacı dışında israf ettiği elektrik mi var ki evlerde kesinti
yapılıyor. Zaten vatandaş kaçak elektrik kullananların da faturasını
ödediği için evinde gerekli tasarrufu yapıyor , evlerden kesinti
yapacaklarına gerçekten israf niteliğinde kullanilan elektrikten
tasarruf yapsınlar bunları tesbit edemiyecek kadar basiretsiz değiller
tabiki ama işlerine gelmediği için yapmayıp vatandaşa dönülüyor.
Bir vatandaş olarak gerçekten demokratik bir ülkede yasamak istiyoruz.Geleceğe
güvenle bakmak istiyoruz. Herhalde fazla birsey değil bu istediklerimiz.
Saygılarımla
BİRİNDAR YILMAZ - 6
ŞUBAT 2000 /BATMAN
Türkiye'de anayasalar hep kaos ortamında veya darbe dönemlerinde
baskı ile halka dayatılıp zoraki kabul edilen anayasalardır; yani
halkın anayasası olmaktan çok darbelerin anayasası olmuşlardır.
Türkiyede anayasalar sadece türk miletinin anayasası olmasın bunun
ötesinde anadalu halklarının anayasası olsun istiyorum; yani anayasa
halk arasında bölücülük yapmak yerine halk arasında birleştirici
bir role sahip olmalı bütün anadolu halkını kucaklamalı ve ben hepinizin
anayasasıyım demeli ve bende bu güven içinde yaşamalıyım.Tükiye'de
şu an kullanımda olan anayasadan artık çağdışı maddeler kalksın
diyorum.Türkiyede yeni girişilen anayasamı istiyorum hareketine
sonuna kadar desteğiz ve artık bende anayasamı istiyorum diyor ve
herkesin bu harekete destek vermesini istiyorum.
ANAYASAMI İSTİYORUM BENİM OLAN BİR ANAYASA!
FATİH SELEK - 8
ŞUBAT 2000/İSTANBUL
Öncelikle böyle bir kampanya açtığınız için sizlere teşekkür ediyorum.Türkiye
Cumhuriyeti yaşı itibariyle daha bir asrı bile bulmamiş genç bir
ülkedir.Buna rağmen AB'ye yeni aday olmuş bir ülke olarak hala demokrasi
sıkıntıları çekmektedir.Bu yasanan sıkıntıların kaynağına baktığımızda
anayasa sorunuyla karşılaşırız. Evet kuruluşundan itibaren Türkiye
için sorun teşkil etmiş en önemli konudur anayasa sorunu.. Şimdi
ihtilalle gelmiş ve antidemokratik kanunlarla oluşmuş bir anayasa
ile yönetiliyoruz. Anayasa neden vardır? Anayasa devlet ile vatandaş,
vatandaş ile vatandaş arasında barışı sağlamak, mutluluğu kalıcı
kılmak için vardır..Bize baktığımızda yasaların vatandaşın haklarını
sınırlandırdığını görürüz. Yapılan bütün çalışmalar insan içindir
ve insanı mutluluğa götürecek olan DEMOKRASI içindir. Demokrasiye
de ihtiyaçlara cevap veren, sağcısıyla, solcusuyla ,liberaliyle
islamcısı ile her kesime hitap eden, düşünce ve sosyal hakları sınırlamayan
sivil bir anayasa ile kavusabiliriz. Yoksa senelerdir olduğu gibi
kendi sorunlarımızla uğraşıp dışa açılamayıp neden AB'ye giremiyoruz
der dururuz..
AYSE OZKUT - 9
ŞUBAT 2000
Sevgili sivil anayasacılar,
Baslatmış olduğunuz hareket dolayısıyla sizi kutlarım.Sitenizi şöyle
bir dolaştım,iletişim hattınızdan yazmak istedim,yazdiklarımı takibedemeyince,kendi
adresimden yazmayi tercih ettim. Teknisyen olarak,anayasada nasıl
hayat verirsiniz bilemem ama,dunyada Türk vatandaşlarının dışında,uygar
ve efendi muamelesi gören hayat tarzları da olduğunu biliyorum.İşte
ben öyle yaşamak istiyorum.Bunu gerçekleştirmek için üzerime ne
düşüyorsa yapmaya hazırım. Artık itilip kakılmak istemiyorum.Artık,
kendisini karşısındaki vatandaştan büyük gören polis,hakim,doktor,memur,şöför,hastabakıcı
vs. görmek istemiyorum. Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi yaşamak
istiyorum.Bana SEN demek hakkını kendisinde gören devlet memuru
istemiyorum. Herkesin işini ciddiyetle yapmasını istiyorum.Yasaların
herkes,ama herkes için eşitlikle uygulanmasını istiyorum. Bazı insanların
kerameti kendinden menkul,"daha ziyade müsaadeye mazhar" vatandaş
olmalarını istemiyorum. Türkiye'de özgürlük olarak algılanan bir
çok davranışın, (yere çöp ve tükürük atmak,kaldırıma parketmek,kendi
parasını verdiği suyla da olsa,şakır şakır su akıtarak araba,bahçe
yıkamak,'aa kuyruk mu vardi?'diyerek öne gecmek, BMW ve Mercedes
gibi arabaların geçiş üstünlüğüne inanmak) uygarüulkelerde olduğu
gibi vatandaşlık bilinci eğitimle geliştirilinceye kadar, çok büyük
acıtıcı cezalarla önlenmesini istiyorum. Bunlar anayasaya nasıl
girer,girer mi girmez mi bilemem ama,USA da daha anaokulunda çocuklara
belletilmeye başlanılan Amerikan Anayasası'nın birinci maddesinin
bizim yeni anayasamıza aynen alınmasını istiyorum.Devletin vatandaşlara
karşi görevlerinin içi boş laflar olarak değil ,gerçek olarak algılanmasını
istiyorum. Kamu vicdanı,kamu yararı açısından,takipsizlik kararı
vermesi gerekirken, gölgesinden korkup, takibat icrasina karar veren
savcılar istemiyorum. Sırf savcı görevini layıkıyla yapmadığı için
yargılanan,hapse giren masum insanlara, sonradan savcılara rücu
edilecek ağır tazminatlar ödenmesini istiyorum. Sade vatandaşa yapılan
herhangi bir suç,iftira vs.nin sanki Cumhurbaşkanına yapılmış gibi
cezalandırılmasını, "sen benim kim olduğumu biliyor musun" muhabbetine
karşı, görevini yapan polisin Van'a sürülmemesini istiyorum. Kısacası,diğer
uygar ülke insanları gibi yaşamak istiyorum. Bu dileklerimin anayasada
ne kadar yer alacağını bilemem ama, halkın katılımını sağlamak üzere,içi
boş laflar yerine,bire bir en eğitimsiz kişinin ,hatta ufak çocuğun
bile anlayabileceği bir kampanya başlatılmasını diliyorum. İnsanımızın,sivil
anayasa ile neler kazanabileceğinin somut olarak gösterilmesine
ihtiyacı vardır. Yazdıklarımdan benim sabıkalı, ailesinde suçlu,iftiraya
uğramış kişiler bulunan biri zannetmeyiniz.Ben sadece bu ülkede
olan bitenden ızdırap duyan bir vatandaşım. Hepinize sevgi ve saygılarımı
yolluyorum.
BURAK
YILMAZ -
9 MART 2000
Kosenizde
yer verdiginiz ornek e-mail'lere baktim. Hic olumsuz e-mail yok.
Eger gercekten hic olumsuz e-mail yoksa elestirimi simdiden geri
aliyorum. Ama var ise ve sizler tarafindan sansur uygulaniyorsa
(ki bence bu buyuk olasilik) sizin yapacaginiz anayasanin 12 Eylul
Anayasasi;ndan hic farki olmaz.
Size getirecegim temel elestiri bu hareketin YDH (Hani Cem Boyner'in
bir zamanlar liderligini yaptigi hareket.) uzantisi olmasi. Hareketiniz
ne kadar halk nezdinde itibar gordu ise anayasaniz da o kadar itibar
gorecek. Bundan hic kuskum yok.
Bunlari yazanin bir hukukcu oldugunu bilmenizi de isterim. Ayrica,
cagri metninin ilgi gormesi sizi sakin yaniltmasin. Metin haline
gelmeye basladiginda halk sizin gercek niyetinizi anlayacak ve o
zaman kendi icinizden bile catlak sesler yukselecek. Cunku basi
cekenlerin ortak ozelligi kendilerinin en iyiyi bildigine inanmasi.
Bu sayida kendisinin cok bildigine inanan ve ozunde karsi fikirlere
saygisi olmayan insanin biraraya gelmesi bence olumlu bir sonuc
dogurmayacaktir.
Sizleri utopik dunyanizda birbirinizle basbasa birakiyorum.
Saygilarimla,
|