Yazan: Murat Belge

Demokratik, çağdaş bir anayasa, ülkedeki her bireyin ve her topluluğun, ortak bir devlet çatısı altında, barış içinde ve özgürce yaşamasını güvence altına alır. Bu yönüyle, ülkedeki belli başlı tüm sosyal grupların ve görüşlerin uzlaşmasıyla kabul edilmiş, bir toplum sözleşmesi görünümündedir. Anayasanın korunması, savunulması ve yüceltilmesinde, her bireyin, her sosyal grubun yararı vardır.
Anayasa, yurttaşların gözünde, atalarının verdiği özgürlük ve uygarlık mücadelelerini anımsatan tarihi bir belge olmasının yanı sıra; kendilerinin ve gelecek kuşakların mutlu bir hayat sürmelerinin güvencesini oluşturan, geçmişten geleceğe uzanan kutsal bir belge niteliğindedir. Anayasa, yurttaşlara, gerektiğinde, "bu benim anayasal hakkım" diyerek keyfi devlet otoritesine karşı direnme gücü verir. Tarihsel deneyimlerden süzülüp gelen üstün bir akıl ve bilgece bir yaklaşımla, dilleri, dinleri, kökenleri farklı olan gruplara, barış içinde bir arada yaşama olanağı sağlar.
Bu nitelikteki anayasalar ya da onların güvence altına aldığı ilkeler, yurttaşların derin saygı ve sevgisi ile kuşaklar boyu korunur. Bu tür anayasalara Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa'dan örnek verilebilir:

Amerika Birleşik Devletleri Anayasası
1787 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Anayasasının ilk yazılı metni, Bağımsızlık Bildirgesi ile birlikte, Washington'da, Ulusal Arşivler Sergi Salonunda saklanmaktadır. Bu önemli belge, altından yapılmış bir kartal heykelinin süslediği görkemli bir odada, özel bir bölümde, ziyaretçiler için sergilenir. Anayasanın yazıldığı orijinal parşömenler, helyum ve bir miktar su buharı içeren, bronz-cam karışımı koruyucu bir kabın içinde muhafaza edilirler.
Orijinal anayasa metninin saklandığı bu özel odada, her akşam alışılmadık bir tören gerçekleştirilir. En son ziyaretçi binadan ayrıldığında, bir görevli, bu ilginç ve biraz da ürkütücü görünen töreni başlatacak düğmeye basar. Odada yankılanan bir mekanik gürültü eşliğinde, belgeler, yavaşça, sergilendiği bölümden yere iner. Elektrikli bir mekanizma aracılığıyla, yerin 6 metre 96 santim altında çelik ve betondan inşa edilmiş, yangına ve bombaya karşı dayanıklı bir kasanın içine yerleştirilirler. Kalın bir kapak, çınlayarak, kasanın üzerine sıkıca oturur. Artık, Anayasa, bütün bir geceyi güvenli bir ortamda geçirecektir. Bir dakika kadar süren bu işlemle, Amerikalılar, yalnızca solmaya yüz tutmuş parşömenleri değil; bağımsızlıklarını, özgürlüklerini, tarihlerini ve ulusal kimliklerini koruduklarına inanırlar. Kuşkusuz, anayasanın üstünlüğünün, kalıcılığının ve değerinin, onu yeraltında inşa edilmiş çelik ve beton kasalarda saklamakla değil; demokrasiye ve insan haklarına inanan yurttaşların kalplerine emanet etmekle korunacağını bilirler. Bu ilginç olay, sadece, yurttaşların demokrasiye, insan haklarına ve anayasaya olan bağlılıklarının her gün tekrarlanan törensel bir gösterisidir.

1791 Fransız Anayasası
Fransa'nın ilk yazılı anayasası, Paris'in Karnavale müzesindedir. Küçük bir kitap olarak hazırlanan bu anayasa, müze salonunun bir köşesinde özenle saklanmaktadır. Yakından bakıldığında, kitabın altındaki etikette, iki satırdan oluşan açıklayıcı bir bilgi göze çarpar. İlk satırda, "1791 Anayasası" yazar. İkinci satırdaki cümle şöyledir: "İnsan derisi ile kaplıdır".
İnsanın kanını donduran bu cümle, okuyanlara, küçük bir kitaba dönüştürülmüş anayasanın, aslında, özgürlük savaşımlarının, insanların kendi kaderlerine sahip çıkma mücadelelerinin uzun ve acılarla dolu müthiş öyküsünü anımsatır. Fransız halkı için, bu ilk anayasa, onları bugünkü demokratik çağdaş devlet düzenine ulaştıran kutsal bir belgedir. Fransız halkı, bu belgeyi ortaya çıkarabilmek, özgürlüklerini anayasa ile güvence altına alabilmek için, baskıcı yönetimlere karşı ağır bir bedel ödemiştir. Anayasaları bu yüzden insan derisi ile kaplıdır. Özgürlüğün kolayca elde edilmediğini her zaman anımsamak, yeni kuşaklara bunu anımsatmak için.

Yukarıdaki örneklerle karşılaştırıldığında, Türk Anayasaları ve özellikle bugünkü Anayasamız, yurttaşların ve yöneticilerin gönlünde böyle ayrıcalıklı bir yere sahip olmamışlardır. 1982 Anayasası, demokrasinin askıya alındığı, insan haklarının bütün güvencelerinin kaldırıldığı bir dönemde hazırlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin, siyasal partilerin, dernek ve sendikaların kapatıldığı, özgür bir tartışma ortamının bulunmadığı 12 Eylül askeri yönetiminin ürünü olan Anayasa, bir toplum sözleşmesi olmaktan çok uzaktır.
1982 Anayasası, içerdiği yasaklama ve kısıtlamalar nedeniyle, çoğu kez saygı değil, tepki toplamaktadır. Yurttaşlar, genellikle, Anayasayı özgürlüklerinin güvencesi olarak görmemekte, yöneticiler ise, zaman zaman, onu devletin yönetilmesinde bir engel olarak değerlendirmektedirler. Devlet yönetiminin en üst kademesine kadar gelen bir yönetici, bir Cumhurbaşkanı, "Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz" diyebilmektedir.
Ülkemiz, her yurttaşın sevgi ve saygı duyacağı, her yöneticinin kendisini bağlı hissedeceği bir anayasaya sahip olacak bilgi, deneyim ve birikime sahiptir. Yüzyılı aşkın süredir verilen özgürlük ve demokrasi mücadelesi ile, bu ülkenin insanları, böyle bir anayasanın bedelini ödemişlerdir. İnsan hakları ve demokrasi ilkelerine dayanan gerçek bir toplum sözleşmesini; çağdaş bir anayasayı meydana getirmek, hepimize düşen ortak bir sorumluluktur.



Amerika Birleşik Devletleri Anayasası